Filler üzerime yürümüşken
Kılıçlar sıyırmışken bağrımı
Dürüstlüğümle nam salmışım
Kimliğimde dinimin italik yazısı
Camilerin soğuk sütunlarındansa
Kısa adımlarımın sesleri
Toprağın deliliği şahittir
Kayırmadan dürüst olduğuma
Kimselere yakalanmadan
Henüz fecir vakti kuşatmadan
Cennetten kaçtım sisliyken ortalık
Dünyanın demir tadına varmak için
Dudaklarımı kanatmak için
Cennetten pınarları yanıma alıp
İpek elbisemin ıtır kokusuyla geldim
En azından dürüstüm
Mecnunlar kol kola
Kaldırımlarda yürüyüp bağırarak
Kulağıma fısıldarlar ezanımı
Dualar okunur aynı anda
Topraklar üzerime boşanırken
Kürekler döverken tabutumu
Dürüsttü yazan mezar taşımda
Çamur ilk defa keşfedilir
Ayın hâlesi çehremde ukde
Uygun adım yürüyen devrimciler
Beni takip ederler gizlice
Eyüp Sultan’ın kokusu arşa dayansa
Arş dayanamasa çökse başıma
Hala borçluysa dünya
Uzun sürecekse kış
Ve postumda delikler varsa
Soluduğum hava diaspora
Uyluklarımdan süzülen kanlar
Kör kurşunların ilan-ı aşkı
Gizliyim fırça darbelerinde
Ünlü ressamın şövalyesinde
Saklı bir mücevherin
Sahtesiyim rus pazarında
En yaygın kan benim kanım
Ve saçlarımın rengi tevazu
Ama gözlerim yürür tek başına
Gözlerimden taşar toprak
Sargı bezleri her tarafımda
Henüz gençken / gönlümün
Ferâgat gösterdiği gecelere şahidim
Yatakhanelerin kurulmasına
Ve şişlenen gençlerin
Kefen parasını cebinden çıkardığına
Anladım giderler nereye varır
Neresi kervansaraydır pabuçlarıma
Yeisin bir kanun olduğu anayasada
Adımlar bir nişan sayılır
Darbe hazırlıkları
Devrimcilerin ilticasıdır
Ellerim niçin nur dağına benzer
Avuçlarımda çatlaklar uçurumlar
Dudaklarım dikili birbirine delik deşik
Hipoksiden ölmek niye
Kaçan ordulara sığamıyorum
Üzerimde tepinen cinlerin evliyası
Dişlerimin arasında elma kabuğu
Kulağımda sırmakeş ayetler
Ve gönlüme üşüşen karabasan
Duvarları yeniden örerler
Yağmurlu gecelerin koşusunda
Katrenin rahmini idrak
Duvardaki her bir çizik
Tenimdeki her bir kesik
Yayların mesafesidir rahmana
Karşımda atabe-i ulyâ
Benim doğduğum sabahın akşamı
Ateşlenen semanın hülyasıyla
Beraatim ömür boyu muamma
Nur dağıyla beraber gömülüyken
Gözlerimin nuru kerr ü fer
Gözlerimin kahvesinden fışkıran toprak
Bir devrimcinin darbesiyle
Apoletleri söker
Çayıma şeker atmadan
Tuz basmadan yaralarıma
Hakikate gebe kalmaya geldim
Cennet heybemdeki hurmalar
Cennet müzeyyen kumaşlar
Devler ülkesinden mektuplar
Aşağıya sarkan kızlar yok
Yakarmaya geldim el Mucîb
Avcumda tuva vadisi
Avcumda arşın tozları yatar
Zeytin kokuları saçar etrafa
Haykırışlarımın heybetinden
Suskunluğumun acziyetinden
Ferâgat ederim /…
Ferâgat ederim
Uykularımın derininden
Gözlerimin ferinden
İdamdan yahut dirilişten