3 Şubat 2026

Ferâgat

Avuçlarımda çatlaklar uçurumlar 

By In Şiir

Filler üzerime yürümüşken 
Kılıçlar sıyırmışken bağrımı 
Dürüstlüğümle nam salmışım 
Kimliğimde dinimin italik yazısı
Camilerin soğuk sütunlarındansa 
Kısa adımlarımın sesleri 
Toprağın deliliği şahittir 
Kayırmadan dürüst olduğuma 

Kimselere yakalanmadan
Henüz fecir vakti kuşatmadan 
Cennetten kaçtım sisliyken ortalık
Dünyanın demir tadına varmak için 
Dudaklarımı kanatmak için 
Cennetten pınarları yanıma alıp 
İpek elbisemin ıtır kokusuyla geldim 

En azından dürüstüm 
Mecnunlar kol kola 
Kaldırımlarda yürüyüp bağırarak 
Kulağıma fısıldarlar ezanımı  
Dualar okunur aynı anda 
Topraklar üzerime boşanırken 
Kürekler döverken tabutumu 
Dürüsttü yazan mezar taşımda 
Çamur ilk defa keşfedilir 
Ayın hâlesi çehremde ukde 
Uygun adım yürüyen devrimciler 
Beni takip ederler gizlice 


Eyüp Sultan’ın kokusu arşa dayansa 
Arş dayanamasa çökse başıma 
Hala borçluysa dünya  
Uzun sürecekse kış 
Ve postumda delikler varsa 
Soluduğum hava diaspora 

Uyluklarımdan süzülen kanlar 
Kör kurşunların ilan-ı aşkı 
Gizliyim fırça darbelerinde 
Ünlü ressamın şövalyesinde 
Saklı bir mücevherin  
Sahtesiyim rus pazarında 
En yaygın kan benim kanım 
Ve saçlarımın rengi tevazu 
Ama gözlerim yürür tek başına 
Gözlerimden taşar toprak 
Sargı bezleri her tarafımda 

Henüz gençken / gönlümün 
Ferâgat gösterdiği gecelere şahidim 
Yatakhanelerin kurulmasına 
Ve şişlenen gençlerin 
Kefen parasını cebinden çıkardığına 

Anladım giderler nereye varır 
Neresi kervansaraydır pabuçlarıma 
Yeisin bir kanun olduğu anayasada 
Adımlar bir nişan sayılır 
Darbe hazırlıkları 
Devrimcilerin ilticasıdır 


Ellerim niçin nur dağına benzer 
Avuçlarımda çatlaklar uçurumlar 
Dudaklarım dikili birbirine delik deşik
Hipoksiden ölmek niye 

Kaçan ordulara sığamıyorum 
Üzerimde tepinen cinlerin evliyası 
Dişlerimin arasında elma kabuğu 
Kulağımda sırmakeş ayetler
Ve gönlüme üşüşen karabasan 
Duvarları yeniden örerler 

Yağmurlu gecelerin koşusunda 
Katrenin rahmini idrak 
Duvardaki her bir çizik 
Tenimdeki her bir kesik
Yayların mesafesidir rahmana 
Karşımda atabe-i ulyâ 
Benim doğduğum sabahın akşamı 
Ateşlenen semanın hülyasıyla 
Beraatim ömür boyu muamma 

Nur dağıyla beraber gömülüyken 
Gözlerimin nuru kerr ü fer 
Gözlerimin kahvesinden fışkıran toprak 
Bir devrimcinin darbesiyle 
Apoletleri söker 
Çayıma şeker atmadan 
Tuz basmadan yaralarıma 
Hakikate gebe kalmaya geldim 


Cennet heybemdeki hurmalar 
Cennet müzeyyen kumaşlar 
Devler ülkesinden mektuplar 
Aşağıya sarkan kızlar yok 

Yakarmaya geldim el Mucîb 
Avcumda tuva vadisi 
Avcumda arşın tozları yatar 
Zeytin kokuları saçar etrafa
Haykırışlarımın heybetinden 
Suskunluğumun acziyetinden 
Ferâgat ederim /…
Ferâgat ederim
Uykularımın derininden
Gözlerimin ferinden
İdamdan yahut dirilişten

Written by Eyüb Ensar Karal

Ne işe yarayacak diye soramazsın Dünyanın sonuna varmak için Bildiğin bütün kelimeleri unutmalısın