Benim sinemde alev yok
Ateşlerden hummalı bakışlardan sır çıkmaz
Altın sinide sunulmuş bir yürekten kalan
Yeşil gözlerden parlayan bir satır yok
Bağrıma soktum hançeri ve aktı
Aktı tüm karanlık fikirler dimağlardan
“Tükenmiş nefeslerin ardında bir gerçek yok’
Sözlerinin arkasında yetimhaneden kaçan
Annesini mezarında ağırlayan çocuk
Sevgilisiyle terk ettiler yeşil otları
Atların ayaklarının altını süpürdüler gizlice
Kim ne kaybetti bu çılgın savaşta
Beyni istakalarla delinen kim
Hangi parçası kor olmuş tiksinti yüreklerin
Koyu ve sesteş periyodunu tekrar ederdi
O tek ezgi gerçeği haykırırken gizli kalacak kim
Bahar ayında kokusuz bir çiçeği koparan
Kanını otlar üzerine akıtan kim
Umutsuzca kürsülerde sızlanmak yok
Demir parmaklığı büküp bozacak kim