

Arkadaşım!
Sana ne kadar çok anlatsam da gerçeği, bir o kadar ondan uzaklaşacaksın gibi geliyor nedense. Belki yüz mimiklerinden belki ses tonundan böyle hissediyorum. Ne olursa olsun, istersem kafana mıhlayayım bu hak olanı, sen, ondan o kadar yabancı olacaksın bunu biliyorum. Arkadaşım seni yıllardır tanıyorum. Sıcak iklimlerde doğup büyüdüğünü sayısız dil bildiğini ve tozunu yuttuğun çöllerin adını ezberledim. Dönüp dolaşıp geldiğin bu makam senin için yüce benim için ise zillettir. Seninle yazdığımız kitapları hatırlıyorum arkadaşım. Hiç durmadan kelimeleri dizerdik raylar gibi, okuyan trenle seyahat etsin diye özgürce. Anlattıklarımız uzun yabani bozkırlar ve güneşin doğumuydu çıplak dağlar arasından. Kalem yapışırdı birbirimize yapıştığımız gibi ellerimizle. Ne oldu da unuttun gittin beni bırakıp ismini hiç bilmediğin tuzlu ve kurak arazilere. Halbuki yaratılışın batısında yok kasaba. Güneşin doğmadığı yerler, ayın nuruyla tanışmamış beldeler. Nefessiz kalmış çiçeklerle süslenmiş bir arazi. Göller ormanlar ve parıltılı güneşler. Yalan arkadaşım! Nasıl inandın ve öpüştün önüne gelen her kızla. Neden arkadaşım bıraktın gittin beni yıkılmakta olan karanlık bir odada. Yazılan defterlerin mürekkepleri birbirine karıştı. Artık kurduğumuz her hayal yok oldu seninle. Gözlerimdeki yaş benzemez hiç bir yangından serpilen kül tanesine, hepsi bir partiküldür sonsuzda yokta gezinen yurtsuz boşlukta. Sen beni bırakıp gittin arkadaşım. Ölümün bıraktığı gibi gittin. Asıl olanın yansıması olan yalan dünyaya gittin. Ama halimize acıyarak kati bir şekilde biliyorum ki ne dersem diyeyim gerçek hakkında, sana söylenenlerin hepsi bir masal gibi gelecek artık. Oluk oluk akan nehirlerde taşınan cesetler gibi dehşetli olacak göz göze geldiğimiz an. Arkadaşım. Geri dön demek ve gerçeğin yalnızca iki aynanın dikliğinde gizli olduğunu söylemek istiyorum sana. Zikredemediğim isminin anlamı karadeliğin içindeki tekillik uğruna savaşmaktır. Bilmen gereken dönmen gerektiğidir uğruna açılan her kapının anahtarı olan yüce kitaba. Öpüş şimdi benimle. Ve bilinmeyeni öğreteni tat dudaklarımdan. Sarıl ve değsin göğüslerimiz birbirimize. Kalplerimiz tanışsın bir daha sevgi ve merhametle. Parlayalım tekrar gökyüzünde yön gösteren ray döşeyen birer yıldız olarak. Ayı taklit edelim, güneşi özleyelim beraber. Hadi gözlerinin içinde bin sene özgürlük yatan arkadaşım, doğrul ve soğur yoklukta gezen partiküllerimi. Yaşamak için öl ve diril artık. Diyorum bunları ama içten içe biliyorum daha da çok uzaklaşacağını. Uzun beyaz sakallı kaptan dedemden öğrendiydim bunu. Kapkaranlık bir gecede boğulan kişilerin haykırışlarını dinletmişti bana yağmurlu bir havada. Senin benden uzaklaşan adım seslerin ve yalanlayış ve küçümseme ve hakaretlerinde böyle geliyor bana. Üzülüyorum arkadaşım. Tahmininden fazla hem de. Madem yoksun gelmeyeceksin ve uyuyacaksın saçaksız çatısız sokaklarda. Kapımı açık bırakıyorum sonsuza kadar sana. O zamana kadar, elveda arkadaşım, yok oluşun ve sefilliğinle elveda sana…

uyan!
Konumumuz
Üsküdar/İstanbul
Bizi Takip Edin