Kanlı Çığlık
Bu geçmişin ve geleceğin surları altında kalmış
Yeni cihandan ve şehadetin harcına karışmış
Aşk ile tekbiriyle ölümün değil bilakis
Sonsuz varlığın lezzetiyle donanmış yücelerin
Azizlerin ve aşıkların Fetih arzusudur
–
Yaratan en baştan bizi kefende var etti
Sonrasında kan içinde kaldı etraf
Savaştı dövüşürken demir kubbelerle
Demir yumruklar büzdü vurarak
Gönlünde yaşattığı iman ateşiyle
Gökyüzünü kandil yağıyla eritti
–
Erimiş gök nuruyla tufan oldu uzunca
Başlarından aşağı yaralı kalan Eyyub’lar sabrı
Gazetelerin manşetine mucize diye bastılar
Kaçtılar korkarak ermedi ve ermeyecek akılları
Mutlak galibiyetin hükmünde mağlubiyete esir olmanın
–
Yoksa şimdi buradaki havrada var mı yaralı
Sokakta görünce ellerinde teraziyle sevdalı
Yalnızca o bitkinin etkisiyle sokulan
Sokan yılan gibi feryatlarıyla ilk çocuğu
Mavi bayrakları deniz sanan kamburlar
Beyazıyla nur diye yıkanan cüzzamlılar
Ödlek ve havra işlemeli katliam
–
Ve işte bu yakarış bu sayha titretti her yeri
Harb ve taaruz altında mezara kapanış
Yağmur damlalarınca birikmiş sular cesedi anımsatmalı
Çocuğuyla fidan diye dikilmiş yeşeren yarı parça anneyi
Şimdi olur sanki güneş gözlerimiz erinmeden atar kalbi
Harabe altına yağan damlaların, ölmüş yağmurların
Sesiyle harmanlı tek gözyaşı edemedi bebeklerin
–
Topraktan göğe çakan yıldırımlar
Yaktılar semâdaki bulutları
Sanmışlardı ki toprak hiç yarılmayacak karşısında aynanın
Parçalanıp nur fışkırmayacaktı içinden Açlar doyacak yaşayanlar dahi şehid olacak
Ağızlardaki tekbir şöleni nida edecek boğaz yırtarak
Taşı yırtarak dikeceğimiz dağları büzemeyecekler
Ellerimize bereketli bir kırışıklık çökecek
Sebebi asırlarca kahpelerin kanıyla sulanması olacak
–
Yalnızca sen değil şimdi koca yürekli
Biz müslüman, biz islam, dillerde kuran
Kudüs’e gömülmeye hayır yükselmeye gideceğiz
Artık yok bize örtündüğümüz ilk adım kefen
Çıplak göz daldan siper alın yazımız sefer
Peygamber aşkıyla Allah aşkıyla
Kendini gök sanan pisliklere yıldırım çakmaya geliyoruz