Sesini duyduğum yalnızca sloganları değil
Yıkılışı değil devrilen kütüklerin
İçimde taşıdığım yaşlı adam sırtımdan devrildi
Devri geçti artık
Hükmü de sözleri de bitti
Ayaklarım üşüyor
Elifler yetmiyor sırtımı gıdıklamaya
Bu nuruyla dağlaması mı
Yoksa kırbaç mı halkımın yakarışına
Okunmuştu artık hürriyet dilekçesi
Esirleri bırakmak için bir ferman adeta
Firavun mezarında doğan çocuğun tekrardan
Bu sefer cidden taktığı başındaki tacına
Oturduğu altın kürsüsüne hürmet yok
Gözlerinize perde olacak bir kitabe
Sineye çekilmiş özleme yöneliş yok
Özür diledi önce babasından
Hangi kral onu öldürebilirdi ki
Söyleyin saatleri çalınmış yolcular
Ellerinde asasıyla volta atan mahkumlar
Sihirli ellerinizdeki tüm iksiri için
Unutmadan söyleyin büyülü kelimelerinizi
Hanginiz boğazında kandil simidi bekler
Gül lokumu ister
Söyleyin kimseye fark ettirmeden
Hangi firavun hangi dağı inşa ederken
Hangi asayla iman etmek istersiniz?
Çaprazlama kesilecek eller ve bacaklar
Yerine filizlenecek çiçeklerin rengi ne olsun dersiniz?