8 Nisan 2025

Savaşta İmdat

Gazze'ye

By In Şiir

Bir titreyişle kendine gelen kalabalık

Uzun zamandır yorganın altındasın

Sakallarına karışmış bir ur var

Ta eskilerden çelimsiz bir zâbit

Gözlerinde kirli bir suç var

Gözlerinde sinmiş bir kalabalık var


Neydi sizi tek bir kurşun karşısında tutuklu kılan

Ölmek mi korktuğunuz yoksa silinmek mi cihandan

Örter ellerindeki kanı silmeden düşman

Onu şarabına katarda çekinmez

Korkmadan kükreyerek kral sanar kendini

Hangi aleme hükmetmiş fark etmeden

Savaşın sonunu yarabileceklerine inanırlar

Kalblerine bizden saklı çengiler

Özerk danslarıyla yerliler gibi sakin

Uyanmış mürted edasıyla bellerini sallıyorlar


Halbuki ne sen kalabalık ayyaş

Ne de ben sarkmadan aşağıya

Serumsuz bir gecede kafası gövdede kalan yok

Gece katlanamazken bu acıya

Gece gözlerini kapatırken haksızlığa

Şivelerini ölçüsüz kılan birileri var

Sahibi nerdeyse kandillerin

Onları parlatacak birileri var


Safları daha yaşını aşmamış milletin hangisi

Hangisi ellerinde siyah bayrağın nasırını isterdi

Hangisi gözlerindeki kirli suçu

Vahşete ölümlü gece nöbetini bırakabilirdi

Söylesenize felçli bir bulut

Nasıl yağmur boşaltabilirdi doğru yere

Artık kanı kaynayan delikanlı bir lehçe var

Birbirine sadık gençler var düşmanımızda

Yani ölüm demek ki yürürken gelir

Koşarken ölüm inermiş insana


Titremek sahiplenmiş mezarları

Kökleriyle çağırmış geriye ağaçları

Sanki inanmıştı ona herkes

Herkesin koynunda yer bulmuştu kendine

Sen kendini tanrı sanan dansöz

Ellerini kendi küllerinle beslediğin zamanlar geçti

Mezarına kendi leşini gömeceğin günler gelecek

Written by Eyüb Ensar Karal

Ne işe yarayacak diye soramazsın Dünyanın sonuna varmak için Bildiğin bütün kelimeleri unutmalısın

Leave a Comment