Bir titreyişle kendine gelen kalabalık
Uzun zamandır yorganın altındasın
Sakallarına karışmış bir ur var
Ta eskilerden çelimsiz bir zâbit
Gözlerinde kirli bir suç var
Gözlerinde sinmiş bir kalabalık var
Neydi sizi tek bir kurşun karşısında tutuklu kılan
Ölmek mi korktuğunuz yoksa silinmek mi cihandan
Örter ellerindeki kanı silmeden düşman
Onu şarabına katarda çekinmez
Korkmadan kükreyerek kral sanar kendini
Hangi aleme hükmetmiş fark etmeden
Savaşın sonunu yarabileceklerine inanırlar
Kalblerine bizden saklı çengiler
Özerk danslarıyla yerliler gibi sakin
Uyanmış mürted edasıyla bellerini sallıyorlar
Halbuki ne sen kalabalık ayyaş
Ne de ben sarkmadan aşağıya
Serumsuz bir gecede kafası gövdede kalan yok
Gece katlanamazken bu acıya
Gece gözlerini kapatırken haksızlığa
Şivelerini ölçüsüz kılan birileri var
Sahibi nerdeyse kandillerin
Onları parlatacak birileri var
Safları daha yaşını aşmamış milletin hangisi
Hangisi ellerinde siyah bayrağın nasırını isterdi
Hangisi gözlerindeki kirli suçu
Vahşete ölümlü gece nöbetini bırakabilirdi
Söylesenize felçli bir bulut
Nasıl yağmur boşaltabilirdi doğru yere
Artık kanı kaynayan delikanlı bir lehçe var
Birbirine sadık gençler var düşmanımızda
Yani ölüm demek ki yürürken gelir
Koşarken ölüm inermiş insana
Titremek sahiplenmiş mezarları
Kökleriyle çağırmış geriye ağaçları
Sanki inanmıştı ona herkes
Herkesin koynunda yer bulmuştu kendine
Sen kendini tanrı sanan dansöz
Ellerini kendi küllerinle beslediğin zamanlar geçti
Mezarına kendi leşini gömeceğin günler gelecek