Ben burda anladım ayın Süleymaniye’den pek az battığını
Akşam çaycılarının huzurunu kaç paraya sattığını
Hamid efendinin kepengi ezan ile kapattığını
Aşıkların kalbinin yek bir ahenkle attığını ben burda anladım
Ben burda anladım
Yalnızca birkaç yemişi haşretmediğini aşuranın
Sayılarının görünenden epey fazla olduğunu fukaranın
Bir halka ve birkaç nefesle teskin olacağını mefkuranın
Deryayı matemini yağmurun rehmetiyle ıslattığını şuaranın
Ben burda anladım
Ben burdan ayrılınca anladım
Sayısız yokuşta yalnızca dizlerimin yorulmadığını
Başka semtin kırmızısında dizelerin böyle kavrulmadığını
Diğer martılar tarafından sehersiz uyanmalarımın sorulmadığını
Genç ve iştahlı şapkaların buralardaki gibi savrulmadığını
Ben burdan ayrılınca anladım
Ben burdan ayrılınca anladım
Değmeyeciğini gözlerimin başka yerde lahuti bakışlarına yaranın
Sarılmayacağını merhametli ellerle tuzdan kabuklu yaranın
Şefkatli karanlığında sakladığını renklerini Buhara’nın
Vermediğini aynı efkarı isle yakılsa bile sigaranın
Ben burdan ayrılınca anladım
Ne güzel yaratmış demiourgos
Son bi sigara ve paydos