20 Mayıs 2026

Zamanın Kandilleri

Gazze

By In Şiir

eskiden kandil geceleri
köyümüzde mahyalar asılırdı
buğdaydan fazlası değildi ikramlarımız
yatsı vakitlerine direnmiyordu babamın saçları
avuçlarım annemin avucuna sığardı
dünya köyümüzden büyüktü
allah kerim
yaşamak nedir yaşamak alın terim
küçük, çekik gözlerimi çevirsem nereye
hayretle dikilirdi minareye
ve aynı hayretle düşlerdim mescidi
çünkü
her akşam haberlerde gazze şeridi
ebabilleriyle kanat çırpardı içimde
defterimdeki kuşlar ebabil değildi
doğrusu
bir fili de düşlememiştim ebrehe’nin ardında
o zamanlar yıldızlar
deniz kumları gibiydi köyümüzde
ve yalnız haritalardan bilirdim denizi
tuzlu suyun kavuruşu genizi
ve ruhunun taşımaması bedeni
limanlarındaydı düşlerimin
limansız ve amansız
taşlık sokaklar içinde savrulmak
yaz güneşi altında kavrulmak
düşletirdi bana taif yollarını
hatırlamamak dünü ve
anlayamamak yarını mevsimlerden habersiz
eski defterlerimde eskiz
ordular kurardı cephanesiz
teçhizatı pastellerden cephelerde
bir çocuk çizmemiştim
benim ellerim silah tutmazdı ki daha
henüz annem kına yakmamıştı ellerime
sobelenmesem büyümezdim
daha
saklanacaktım bir harfin arkasına
bir ağaç gölgesine, bir çorba tasına
bilseydim
safa tepesinin ardında son hız atlılar
geliyorlarsa tek bir harf iniltisiyle
arkadaşlarımı da saklardım oraya
şimdi
bir harfe ağır geliyor gölgem bile
mahya asmıyoruz kadir gecesi
cennet bağının güncesi
annemin avucu sığıyor avucuma
namaz çıkışında bile her cuma
bembeyaz babamın saçları
gün bile saklamıyor onu
ve ben
tuzlu mürekkebimle yazarken bir dizeyi
aynı matemle izliyorum hala gazze’yi