Zişan, Sümeyye ve Süheylâ
Hepsi bir vâveylâ hevesi ilticamda
Ayrı kalan garâbet serencamının
Işıkları yerine yazılır oldu aşkım
Târumar olan nefesimin
Ruhumda tellalları çilekeş
Karnımda taşlar yuvarlanır
Dirhemleri dinarları diyarların
Ağırlığını kucakladığım sabahların
Gün ağarıncaya kadar ki
Masum türkülerini fısıldarım
Beni kaç zamandır bekleyen
Gölgelenen silüetlerin maktülü
Uğuldayan çağlayan mültezem
Sâzende yüreklerin mahbubu
Yardım bekleyen depremzedeler
Karaca ormanlarında
Ağzımda puslu bir ilahi
Adımlarım çamurun yüz karası
Bir ses işitirim
Yıkılan omuzlarımın sesleri
Apoletlerimdeki apseler
Boğazıma kaçan usturanın
Gırtlağımı yırtışı
Akan kanların hüsnü hatmesi
Soğuk mermerle vuslatı
Tüm gözler seyr-ü sefa
Selam olsun kadife dokulu kumaşa
Çürük vişne ve hakinin anavatanı
Gül ve kubbe erkanına
Vardığımda yamacına senin
Yıkılıversem
Mermerler öpse alnımdan
Toprak örtülse Sirâc-ı Münir
Torbacı sendromundan kurtulsam
Sırâtına kavuşsam
Ve gözlerim devrilse
Sürur dilese himmet
Toparlanan kafileye
Gökten inse sükunet
Tüm dişlerim sarardı
Kefenimi kaybettim
Göçtü kervan
Kaldık dağlar başında
Göğsüm apaçık ortada
Ya kilit vur oraya
Yahut nurunun libasıyla
Kuşat hilatini bağrıma
Sözlerin hepsi fezâda
Garik-i Bahr-i İsyanım
Dahilek Ya Resulullah